İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Gelişim

FİKRET EROĞLU – ARAF’IN SAKİNLERİ KİTAP YORUMU

FİKRET EROĞLU – ARAF’IN SAKİNLERİ KİTAP YORUMU
+ - 0
Merhaba Papatyalarım,

Son okuduğum kitabı yorumlamak istedim bugün. Bu kitap hakkında öyle hislerim var ki, yazmasam, anlatmasam çatlayacaktım. Eşimin kafasını baya bi şişirdim, sıra sizde.

Bu kitabı kitap fuarında, biraz da görevlinin zorlamasıyla satın almıştık. Yazarın adını daha önce hiç duymadığımız için, tereddütlüydük. Keşke almasaymışız…

Yazılan her kitaba saygım sonsuz. Yazılan her kitabın da okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. Emeğe saygım var, yanlış anlaşılmasın. Fakat bir şey itiraf edeceğim; bu kitabı sadece yorumlamak için bir hakkım olsun diye okudum ve bitirdim.

İlk olarak Profil Yayınevi’nin bir kitabı bu şekilde basmasından acayip rahatsız oldum. Kitapta inanılmaz hatalar bulunuyor. Cümlenin ortasında anlamsız bir şekilde büyük harf yazımları, noktalama işaretleri hataları, yanlış yazılmış kelimeler, yarım bırakılmış cümleler, “-de, -da, -ki” eklerinin yanlış yazımları… Mesela “Freud” kelimesini, “Ferud” diye yazılması beni inanılmaz şaşırtmıştı. Editörün işi ne? Bir kitapta nasıl bu kadar çok hata olabilir? Bu hatalara sinir olmaktan kitaba bile zar zor odaklandım. Bizde kitabın ilk baskısı bulunuyor. Sanırım kitap tekrar basılmış. Bu basımında bu hatalar düzeltilmiştir diye umut ediyorum.

Ana karakterimiz onkoloji bölümünde çalışan bir doktor. Kendisi ateist. Eşi ise inancı tam olan bir kadın. Birbirlerinin inançlarına saygı duyarak yaşıyorlar. Buraya kadar tamam.

Bir gün hastaneye bir kadın hasta geliyor. Handan… 20’li yaşlarda bir akciğer hastası. Hikayesini doktorumuza anlatıyor ve doktor da hikayesini yazıya döküyor. Uyuşturucu batağına yakalanmış ve hayatını mahvetmiş bir genç kadın… Böyle anlatınca çok güzel. Fakat detaylara inince işin suyu çıkıyor.

Bir kere ana karakter inanılmaz egoist. Kendini beğenmiş bir tip. Çok itici ve ukala geldi bana. Bir de öyle bir konuşuyor ki… Yapma! Kimse gerçek hayatta böyle cümleler kurmaz. Hani skeçlerde aşırı romantik tipler vardır, dalga geçilir, aynen öyle konuşuyor adam. Karısı da onun gibi konuşuyor.

Handan’ın tüm cümleleri italik yazılmış. Neden? Onun konuştuğunu anlayamayacak kadar salak mıyız biz?

Her paragraf, her cümle ya metafor – benzetme gibi şeylerle süslenmiş, ya da edebiyat parçalanmış. O kadar eğreti duruyor ki… Kitap boyunca gözlerimi devirdim durdum. Çok özenti. Çok.

Kitabın son 50 sayfası ise bomboş. Yani hiçbir şey yok. Din propagandasına dönmüş. Sanki bir Din Kültürü kitabı okuyor gibiydim. Ne alaka? Yani ne alaka? Ne gerek vardı? Sağdan soldan kitaplardan toplama bir bölüm. İnanılmaz sıkıcıydı. Ve o 50 sayfanın sonunda o yaştaki doktor, o yaşa kadar ateist olarak yaşamış doktor, birden dindar oluyor. Buna da ne gerek vardı?

Kitapta tek sevdiğim yer Handan’ın hikayesiydi. Beni gerçekten etkiledi. Kitabın sonunda yazar hikayeyi kurgulamadığını yazmış. Keşke kurgulasaydı. Belki daha iyi bir hikaye çıkardı ortaya. Handan’ın hikayesinin gerçek olduğunu belirtmiş yazar. Ben de bir tek oraları sevdim. Maksimum 100 sayfada, sadece Handan’ın hikayesini dinleseydik bu kitaba bayılabilirdim. Ama olmamış. Maalesef olmamış. Üzgünüm. Daha iyi bir şekilde yorumlamak isterdim, olmadı.

Özetle, bu kitap okuduğum en kötü kitaplar arasında yerini aldı. Bir daha bu yazarın başka bir kitabını okuyacağımı da düşünmüyorum. 

Siz bu kitabı okudunuz mu? Sevdiyseniz sebeplerini, sevmediyseniz nedenlerini paylaşırsanız çok sevinirim.

Sevgiler.

Bu kitap yorumu da ilginizi çekebilir: Livaneli – Mutluluk

E-Bülten Abonesi Olun

En yeni içeriklerimizden ilk sizin haberiniz olsun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Gizlilik politikamızda daha fazlasını okuyun.
Lütfen spam klasörünü kontrol edip güvenli olarak işaretleyin.

Yorum Yap